VOLKAN DURMAZ YAZDI: GENÇLERİN GELECEĞİ TİCARET DEĞİL, EMANETTİR

Gündem 10.06.2026 - 10:04
 

VOLKAN DURMAZ YAZDI: GENÇLERİN GELECEĞİ TİCARET DEĞİL, EMANETTİR

VOLKAN DURMAZ YAZDI: SGENÇLERİN GELECEĞİ TİCARET DEĞİL, EMANETTİR
Okulların kapanmasına sayılı günler kala amatör altyapılarda basketbol, voleybol, futbol ve diğer branşlarda sezonun son maçları oynanıyor. Çocuklarımız ve gençlerimiz bir yandan eğitim hayatlarının son haftalarını tamamlarken, diğer yandan sahalarda ve salonlarda büyük bir heyecanla mücadele ediyor. Ancak havaların iyice ısınmasıyla birlikte spor faaliyetleri de daha zorlu şartlarda gerçekleştirilmeye başlandı. Özellikle Gaziantep gibi yaz sıcaklarının etkisini yoğun hissettirdiği şehirlerde, sporcuların sağlıklarını koruyacak tedbirlerin alınması ve uygun şartların oluşturulması büyük önem taşıyor. Sahalarda ter döken çocuklarımızın her biri geleceğimizin en değerli hazineleridir. İçlerinde yarının milli sporcuları, başarılı antrenörleri ve spor yöneticileri bulunuyor. Bu nedenle onların gelişimine katkı sunan herkesin emeği son derece kıymetlidir. Okullarda görev yapan beden eğitimi öğretmenlerimizden, kulüplerde özveriyle çalışan antrenörlerimize kadar çocuklarımız için emek veren herkese teşekkür etmek gerekiyor. Ancak sporun içinde bulunan biri olarak zaman zaman üzücü tablolara da şahit oluyoruz. Bazı kulüplerin, sporcu yetiştirmekten çok maddi kazancı ön plana koyduğunu görmek mümkün. Profesyonel bilgiye, eğitim altyapısına ve yeterliliğe sahip antrenörler yerine, sadece geçmişte kısa bir süre o branşla ilgilenmiş kişilerin takım başına getirildiği örneklerle karşılaşabiliyoruz. İşte tam da burada en büyük zararı çocuklarımız ve aileleri görüyor. Anne ve babalar, yaz-kış demeden, hafta sonu demeden, büyük fedakârlıklarla çocuklarını antrenmanlara götürüyor. Maddi ve manevi imkânlarını seferber ediyor. Ancak aylar, hatta yıllar sonra çocuklarının yeterli gelişimi gösteremediğini gördüklerinde büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorlar. Çünkü spor adı altında geçirilen zamanın, aslında verimli bir eğitim sürecine dönüşmediğini fark ediyorlar. Bunun sonucu olarak da birçok genç sporcu motivasyonunu kaybediyor, sevdiği branştan uzaklaşıyor ve sporu tamamen bırakabiliyor. Oysa ülkemizin yetenekli gençlere, gençlerin de doğru rehberliğe ihtiyacı var. Hiç kimsenin çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğiyle maddi çıkar uğruna oynamaya hakkı yoktur. Spor kulüpleri ticari işletmeler gibi değil, gençlerin gelişimine yön veren eğitim kurumları gibi hareket etmelidir. Bu nedenle Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın kulüplerde görev yapan antrenörlerin yeterliliklerini daha sık denetlemesi gerektiğine inanıyorum. Lisans ve belgelerin yanı sıra, antrenörlerin davranışları, iletişim becerileri ve spor ahlakı da değerlendirilmelidir. Geçtiğimiz günlerde bir çocuk basketbol müsabakasında bir antrenörün tribündeki seyircilere hakaret ettiğine şahit oldum. Çocuklara örnek olması gereken bir kişinin bu tavrı, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir sorundur. Çünkü spor sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda karakter eğitimi demektir. Bugün sahalarda mücadele eden çocuklarımızın gözlerindeki heyecanı koruyabiliyorsak, yarın daha güçlü bir spor geleceği inşa edebiliriz. Bunun yolu da işini hakkıyla yapan eğitimcileri desteklemekten, yeterliliği olmayan kişilere ise çocuklarımızın geleceğini teslim etmemekten geçiyor. Unutmayalım; gençlerimizin geleceği ticaret değil, hepimize emanet edilmiş çok değerli bir sorumluluktur.  
VOLKAN DURMAZ YAZDI: SGENÇLERİN GELECEĞİ TİCARET DEĞİL, EMANETTİR

Okulların kapanmasına sayılı günler kala amatör altyapılarda basketbol, voleybol, futbol ve diğer branşlarda sezonun son maçları oynanıyor. Çocuklarımız ve gençlerimiz bir yandan eğitim hayatlarının son haftalarını tamamlarken, diğer yandan sahalarda ve salonlarda büyük bir heyecanla mücadele ediyor.

Ancak havaların iyice ısınmasıyla birlikte spor faaliyetleri de daha zorlu şartlarda gerçekleştirilmeye başlandı. Özellikle Gaziantep gibi yaz sıcaklarının etkisini yoğun hissettirdiği şehirlerde, sporcuların sağlıklarını koruyacak tedbirlerin alınması ve uygun şartların oluşturulması büyük önem taşıyor.

Sahalarda ter döken çocuklarımızın her biri geleceğimizin en değerli hazineleridir. İçlerinde yarının milli sporcuları, başarılı antrenörleri ve spor yöneticileri bulunuyor. Bu nedenle onların gelişimine katkı sunan herkesin emeği son derece kıymetlidir. Okullarda görev yapan beden eğitimi öğretmenlerimizden, kulüplerde özveriyle çalışan antrenörlerimize kadar çocuklarımız için emek veren herkese teşekkür etmek gerekiyor.

Ancak sporun içinde bulunan biri olarak zaman zaman üzücü tablolara da şahit oluyoruz. Bazı kulüplerin, sporcu yetiştirmekten çok maddi kazancı ön plana koyduğunu görmek mümkün. Profesyonel bilgiye, eğitim altyapısına ve yeterliliğe sahip antrenörler yerine, sadece geçmişte kısa bir süre o branşla ilgilenmiş kişilerin takım başına getirildiği örneklerle karşılaşabiliyoruz.

İşte tam da burada en büyük zararı çocuklarımız ve aileleri görüyor. Anne ve babalar, yaz-kış demeden, hafta sonu demeden, büyük fedakârlıklarla çocuklarını antrenmanlara götürüyor. Maddi ve manevi imkânlarını seferber ediyor. Ancak aylar, hatta yıllar sonra çocuklarının yeterli gelişimi gösteremediğini gördüklerinde büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorlar. Çünkü spor adı altında geçirilen zamanın, aslında verimli bir eğitim sürecine dönüşmediğini fark ediyorlar.

Bunun sonucu olarak da birçok genç sporcu motivasyonunu kaybediyor, sevdiği branştan uzaklaşıyor ve sporu tamamen bırakabiliyor. Oysa ülkemizin yetenekli gençlere, gençlerin de doğru rehberliğe ihtiyacı var.

Hiç kimsenin çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğiyle maddi çıkar uğruna oynamaya hakkı yoktur. Spor kulüpleri ticari işletmeler gibi değil, gençlerin gelişimine yön veren eğitim kurumları gibi hareket etmelidir. Bu nedenle Gençlik ve Spor Bakanlığı'nın kulüplerde görev yapan antrenörlerin yeterliliklerini daha sık denetlemesi gerektiğine inanıyorum. Lisans ve belgelerin yanı sıra, antrenörlerin davranışları, iletişim becerileri ve spor ahlakı da değerlendirilmelidir.

Geçtiğimiz günlerde bir çocuk basketbol müsabakasında bir antrenörün tribündeki seyircilere hakaret ettiğine şahit oldum. Çocuklara örnek olması gereken bir kişinin bu tavrı, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir sorundur. Çünkü spor sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda karakter eğitimi demektir.

Bugün sahalarda mücadele eden çocuklarımızın gözlerindeki heyecanı koruyabiliyorsak, yarın daha güçlü bir spor geleceği inşa edebiliriz. Bunun yolu da işini hakkıyla yapan eğitimcileri desteklemekten, yeterliliği olmayan kişilere ise çocuklarımızın geleceğini teslim etmemekten geçiyor.

Unutmayalım; gençlerimizin geleceği ticaret değil, hepimize emanet edilmiş çok değerli bir sorumluluktur.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve milletgazetesi27.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.