VOLKAN DURMAZ YAZDI: DENENMİŞ DENENMEZ

Gündem 14.04.2026 - 15:57
 

VOLKAN DURMAZ YAZDI: DENENMİŞ DENENMEZ

VOLKAN DURMAZ YAZDI: DENENMİŞ DENENMEZ
Gaziantep FK’da Burak Yılmaz bir sezonda ikinci kez istifa etti. Aslında bu tablo kimse için sürpriz olmadı. Çünkü ilk gittiğinde beş gün sonra geri döndüğünde sormuştuk: Neden geri geldi, neden geri getirdiniz? İşte tam da bu yüzden diyoruz ki; denenmiş denenmez. Dün maç sonrası yaptığı açıklamalarla adeta içindekileri döktü. Söylediklerinin içinde haklı olduğu noktalar yok mu? Elbette var. Türkiye’de hakem hatalarının son dönemde zirve yaptığı bir gerçek. Özellikle Merkez Hakem Kurulu’nun (MHK) aldığı kararlar, sahada verilen tartışmalı düdükler artık sabır taşırmış durumda. MHK Başkanı’nın adeta dokunulmaz bir zırhın arkasında korunuyor olması futbol kamuoyunda büyük rahatsızlık yaratıyor. Zaten tff de ali kıran baş kesen gibi davranıyor. Kimsenin hesap vermediği, kimsenin sorumluluk almadığı bir düzenin adı futbol yönetimi olamaz. Bu, olsa olsa sorumsuzluk düzeni olur. Türk futbolunu yönetenlerin büyük kısmı futbolun içinden gelmiyor. Adamlar hayatlarında topa değmemişler. Diğer tarafta yıllarını bu spora vermiş, sahada ter dökmüş, kulüplerde emek harcamış onlarca değerli insan varken; makamlar çoğu zaman iş dünyasından gelen isimlere teslim ediliyor. Güç ellerine geçince de o gücün nasıl kullanıldığı ortada. Sonuç: Kaos, güvensizlik ve bitmeyen tartışmalar. Portekiz’den hakem eğitmenleri getirildiği söyleniyor. İyi de, dünyada başka futbol ülkesi mi kalmadı? Madem yabancı getirilecek, neden İngiltere’den, İtalya’dan, İspanya’dan getirilmiyor? Futbolun merkez ülkeleri ortadayken, tercihlerdeki mantık ister istemez sorgulanıyor. Eğer gerçekten iyi niyet varsa, en iyisiyle çalışılır. Ama mesele dostluk, ahbaplık ve koltuk korumak olunca kalite geri plana itiliyor. Bugün neredeyse bütün kulüpler şikâyetçi. Her hafta başka bir tartışma, her hafta başka bir kriz. Ama çözüm üretmek yerine susmayı tercih eden bir yapı var. Görmezden gelinen her sorun, yarın daha büyük bir kaos olarak geri döner. Şu an yaşanan tam olarak budur. “Ben yapamadım” demek bazen en büyük hizmettir. Koltukta kalmak uğruna futbolu yıpratmak kimseye fayda sağlamaz. Türk futbolunun ihtiyacı olan şey; sorumluluk alan, hesap veren ve iş bilen insanların göreve gelmesidir. Gelelim Burak Yılmaz’a… Anlattıkları doğruysa — ki anlattıklarının tonu ve öfkesi yaşananların hafife alınacak cinsten olmadığını gösteriyor — kendisine yapılanlar gerçekten ayıptır. Ancak işin bir de diğer yüzü var. Dün 90 saniyede gelen iki gol sonrası, faul itirazlarıyla maç sonunda  bunları bahane ederek “Ben bırakıyorum” demek, profesyonellik açısından da sorgulanmalıdır. Daha önce gitmiş, kafasında bu işi bitirmiş bir teknik direktörün yeniden göreve dönmesi zaten başlı başına bir hataydı. O gün de söyledik, bugün de söylüyoruz: Bitmiş bir hikâye yeniden yazılamaz. Oyunculara para verilmiyor, primler ödenmiyor, yönetim yok, ben yaptım, ben ödedim… Bunları anlatmak elbette önemli. Ama her şeyi tek başına üstlendiğini söylemek, bir kulübü yok saymak anlamına gelir. Yönetimin her fırsatta arkasında durduğunu ifade ettiği bir ortamda bu sözleri sarf etmek, sadece bir eleştiri değil, aynı zamanda büyük bir kırgınlık yaratır. Sayın Memik Başkan’a, yönetime, futbolculara ve en önemlisi bu şehre kurulan cümlelerin bazıları kabul edilebilir sınırların ötesine geçmiştir. Çünkü Gaziantep sıradan bir şehir değildir. Bu şehir emeğe de saygıya da yapılan saygısızlığa da karşılığını verir. İlk gittiğinde söylemiştim sayın burak yılmaz, bugün bir kez daha söylüyorum: Bu şehir yapılanı unutmaz. İyiliği de unutmaz, saygısızlığı da, söylenen sözüde … Ve günü geldiğinde mutlaka hatırlatır  
VOLKAN DURMAZ YAZDI: DENENMİŞ DENENMEZ

Gaziantep FK’da Burak Yılmaz bir sezonda ikinci kez istifa etti. Aslında bu tablo kimse için sürpriz olmadı. Çünkü ilk gittiğinde beş gün sonra geri döndüğünde sormuştuk: Neden geri geldi, neden geri getirdiniz?
İşte tam da bu yüzden diyoruz ki; denenmiş denenmez.
Dün maç sonrası yaptığı açıklamalarla adeta içindekileri döktü. Söylediklerinin içinde haklı olduğu noktalar yok mu? Elbette var. Türkiye’de hakem hatalarının son dönemde zirve yaptığı bir gerçek. Özellikle Merkez Hakem Kurulu’nun (MHK) aldığı kararlar, sahada verilen tartışmalı düdükler artık sabır taşırmış durumda.
MHK Başkanı’nın adeta dokunulmaz bir zırhın arkasında korunuyor olması futbol kamuoyunda büyük rahatsızlık yaratıyor. Zaten tff de ali kıran baş kesen gibi davranıyor. Kimsenin hesap vermediği, kimsenin sorumluluk almadığı bir düzenin adı futbol yönetimi olamaz. Bu, olsa olsa sorumsuzluk düzeni olur.
Türk futbolunu yönetenlerin büyük kısmı futbolun içinden gelmiyor. Adamlar hayatlarında topa değmemişler. Diğer tarafta yıllarını bu spora vermiş, sahada ter dökmüş, kulüplerde emek harcamış onlarca değerli insan varken; makamlar çoğu zaman iş dünyasından gelen isimlere teslim ediliyor. Güç ellerine geçince de o gücün nasıl kullanıldığı ortada. Sonuç: Kaos, güvensizlik ve bitmeyen tartışmalar.
Portekiz’den hakem eğitmenleri getirildiği söyleniyor. İyi de, dünyada başka futbol ülkesi mi kalmadı? Madem yabancı getirilecek, neden İngiltere’den, İtalya’dan, İspanya’dan getirilmiyor? Futbolun merkez ülkeleri ortadayken, tercihlerdeki mantık ister istemez sorgulanıyor. Eğer gerçekten iyi niyet varsa, en iyisiyle çalışılır. Ama mesele dostluk, ahbaplık ve koltuk korumak olunca kalite geri plana itiliyor.
Bugün neredeyse bütün kulüpler şikâyetçi. Her hafta başka bir tartışma, her hafta başka bir kriz. Ama çözüm üretmek yerine susmayı tercih eden bir yapı var. Görmezden gelinen her sorun, yarın daha büyük bir kaos olarak geri döner. Şu an yaşanan tam olarak budur.
“Ben yapamadım” demek bazen en büyük hizmettir. Koltukta kalmak uğruna futbolu yıpratmak kimseye fayda sağlamaz. Türk futbolunun ihtiyacı olan şey; sorumluluk alan, hesap veren ve iş bilen insanların göreve gelmesidir.
Gelelim Burak Yılmaz’a…
Anlattıkları doğruysa — ki anlattıklarının tonu ve öfkesi yaşananların hafife alınacak cinsten olmadığını gösteriyor — kendisine yapılanlar gerçekten ayıptır. Ancak işin bir de diğer yüzü var. Dün 90 saniyede gelen iki gol sonrası, faul itirazlarıyla maç sonunda  bunları bahane ederek “Ben bırakıyorum” demek, profesyonellik açısından da sorgulanmalıdır.
Daha önce gitmiş, kafasında bu işi bitirmiş bir teknik direktörün yeniden göreve dönmesi zaten başlı başına bir hataydı. O gün de söyledik, bugün de söylüyoruz: Bitmiş bir hikâye yeniden yazılamaz.
Oyunculara para verilmiyor, primler ödenmiyor, yönetim yok, ben yaptım, ben ödedim… Bunları anlatmak elbette önemli. Ama her şeyi tek başına üstlendiğini söylemek, bir kulübü yok saymak anlamına gelir. Yönetimin her fırsatta arkasında durduğunu ifade ettiği bir ortamda bu sözleri sarf etmek, sadece bir eleştiri değil, aynı zamanda büyük bir kırgınlık yaratır.
Sayın Memik Başkan’a, yönetime, futbolculara ve en önemlisi bu şehre kurulan cümlelerin bazıları kabul edilebilir sınırların ötesine geçmiştir. Çünkü Gaziantep sıradan bir şehir değildir. Bu şehir emeğe de saygıya da yapılan saygısızlığa da karşılığını verir.
İlk gittiğinde söylemiştim sayın burak yılmaz, bugün bir kez daha söylüyorum:
Bu şehir yapılanı unutmaz.
İyiliği de unutmaz, saygısızlığı da, söylenen sözüde
… Ve günü geldiğinde mutlaka hatırlatır

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve milletgazetesi27.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.